Atatürk’ün Uygarlık Hakkındaki Sözleri

• Memleketler çeşitlidir, fakat medeniyet birdir, ve bir milletin gelişmesi için bu tek medeniyete katılması lazımdır.

29.10.1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot’ya Demeç.

• Uygarlık yolunda yürümek başarılı olmak yaşamın şartıdır. Bu yol üzerinde bekleyenler veyahut bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak bilgisizlik ve gafletinde bulunanlar, genel uygarlığın coşkun seli altında boğulmaya mahkumdurlar.
30.081924, Dumlupınar.

• Efendiler, uygarlık yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Sosyal yaşamda, ekonomik yaşamda bilim ve fen alanında başarılı olmak için tek olgunlaşma ve ilerleme yolu budur.
30.081924, Dumlupınar.

• Türk ulusunun yaradılış yeteneği ve kesin kararı uygarlık yolunda durmadan ilerlemektir.

(1924)

• Düşüncemiz, düşünce yolumuz uygar olacaktır. Şunun bunun sözüne önem vermeyeceğiz.

Uygar olacağız. Bununla gururlanacağız. Bütün Türk ve İslâm âlemine bakınız. Zihinleri

medeniyetin emrettiği şümul ve yükselmeye uyamadıklarından ne büyük yıkımlar, ne acılar

içindedirler. Bizim de şimdiye kadar geri kalmamız ve sonuç olarak son yıkım çamuruna

batışımız bundandır.
24.08.1925, Kastamonu.

• Uygarlık, öyle bir kuvvetli ateştir ki ona ilgisiz olanları yakar ve yok eder.
1925, Kastamonu

• Ulusumuzu en kısa yoldan uygarlığın nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve varlık içinde

kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz.
26.08.1925, İnebolu.

• Efendiler, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı uygardır. Tarihte uygardır, gerçekte uygardır.

Fakat ben sizin öz kardeşiniz, arkadaşınız, babanız gibi uygarım diyen Türkiye Cumhuriyeti

halkı, düşüncesiyle, zihniyetiyle uygar olduğunu ispat ve göstermek mecburiyetindedir.

Medeniyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, aile hayatıyla, yaşayış tarzıyla medeni olduğunu

göstermek zorundadır. Sonuç olarak uygarım diyen, Türkiye’nin gerçekten uygar olan halkı

başından aşağıya dış görünüşüyle dahi uygar ve gelişmiş insanlar olduğunu göstermeye

zorundadır.
28.08.1925, İnebolu’da Bir Konuşma.

• Medenî olmayan insanlar, medenî olanların ayakları altında kalırlar.
(1925, Akhisar) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 234)

• Uygar olmayan insanlar, uygar olanların ayakları altında kalmaya maruzdurlar.

10.10.1925, Akhisar.

• Düşüncemiz, düşünce yolumuz uygar olacaktır.
24.08.1925, Kastamonu

• Arkadaşlar, efendiler ve ey ulus! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler,

tarikatçılar, sapıklar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat uygarlık tarikatıdır.

• Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün mana ve şekliyle uygar bir toplum haline getirmektir. Devrimlerimizin ana ilkesi budur. Bu gerçeği kabul edemeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur. Şimdiye kadar milletin, beyinlerini paslandıran, uyuşturan bu zihniyette bulunanlar olmuştur.

• Dünyada her ulusun varlığı, kıymeti, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve yapacağı uygar eserlerle orantılıdır. Uygar eser meydana getirmek yeteneğinden yoksun olan uluslar, özgürlük ve bağımsızlıklarından soyutlanmaya mecburdurlar.
Dumlupınar, 30.08.1924.

• Milletimizin hedefi, milletimizin ideali bütün dünyada tam anlamı ile medeni bir sosyal toplum olmaktır. Bilirsiniz ki, dünyada her kavmin varlığı, kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve yapacağı medeni eserlerle uyumludur. Medeni eser meydana getirmek yeteneğinden yoksun olan kavimler, hürriyet ve bağımsızlıklarını kaybetmeye mahkumdurlar. İnsanlık tarihi baştan başa bu dediğimi doğrulamaktadır. Medeniyet yolunda yürümek ve başarılı olmak, hayatın şartıdır. Bu yol üzerinde duraksayanlar veya bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak cahilliğinde ve gafletinde bulunanlar, medeniyetin coşkun seli altında boğulmaya mahkumdurlar.

Medeniyet yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Sosyal hayatta, ekonomik hayatta, ilim ve fen

sahasında başarılı olmak için tek gelişme ve ilerleme yolu budur. Hayata egemen olan

kuralların zamanla değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zorunludur. Medeniyetin buluşlarının,

tekniğin harikalarının, dünyayı değişiklikten değişikliğe uğrattığı bir çağda, asırlık köhne

zihniyetlerle, geçmişe bağlılıkla varlığın korunması mümkün değildir.

• Ülkeler çeşitlidir, fakat uygarlık birdir ve bir ulusun ilerlemesi için de bu tek uygarlığa katılması

gerekir. (AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Ankara, 1997, Cilt III, s.91)

• Dünyada her topluluğun varlığı ve değeri, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve

yapacağı uygar yapıtlarla orantılıdır. (1924, Dumlupınar) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri,

Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 187)

• Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar özelliği, büyük uygarlık yeteneği,

bundan sonraki gelişimi ile geleceğin yüksek uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.

(1933, Ankara) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara,

1997, s. 319)

• İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere gereksinim vardır: Bir ulus ki resim yapmaz, bir ulus ki

heykel yapmaz, bir ulus ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o ulusun ilerleme

yolunda yeri yoktur. Oysaki bizim ulusumuz, gerçek nitelikleriyle uygar ve ileri olmaya layıktır ve

olacaktır. (1923, Bursa) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II,

Ankara, 1997, s. 71)

• Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve

en gerçek yol, medeniyet yoludur. Medeniyetin emir ve isteğini yapmak, insan olmak için yeter.

(1925, Kastomunu) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 225)

• Türklerin asırlardan beri izlediği hareket, devamlı bir yönü korudu. Biz daima doğudan batıya

doğru yürüdük. Eğer bu son yıllarda yolumuzu değiştirdikse, kabul etmelisiniz ki, bu bizim

yanlışımız değildir. Bizi siz zorladınız. Bu değişiklik gelip geçici ve istemeksizin oldu. Takdir

etmelisiniz ki, doğuda yerleşim seçimine zorlandığımız için, ırkımızın beşiği ile ilgili olması

nedeniyle, olabildiğince yakın batıda bir yerleşim seçtik. Ama bedenimiz doğuda ise,

düşüncelerimiz batıya doğru yönelik kalmıştır. (29.10.1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot’ya

Demeç.)

• Ülkemizi çağdaşlaştırmak istiyoruz. Bütün çalışmamız Türkiye’de çağdaş, dolayısıyla batılı bir

iktidar oluşturmaktır. Uygarlığa girmeyi arzulayıp da, batıya yönelmemiş ulus hangisidir?

(29.10.1923, Fransız Muhabiri Pernot’ya Demeç.)

• Ülke mutlaka modern, uygar ve yepyeni olacaktır. Bizim için bu, yaşam davasıdır.1923

Derleyen Ömer Faruk Hüsmüllü

Veröffentlicht unter Cağdaş paylaşım, Genel | Kommentare deaktiviert für Atatürk’ün Uygarlık Hakkındaki Sözleri

Hukukun Üstünlüğü

Anayasal bir devlet, anayasal yetkileri yasal olarak bağlı olan ve eylemleri özellikle bireyin özgürlüğünü sağlamak amacıyla kanunla sınırlanan bir devlettir.

Hukukun üstünlüğü, siyasi bir topluluk için en önemli taleplerden biridir ve diğer yapılarla (örn. Yetki ikamesi ilkesi) birlikte demokrasinin geliştirilmesine hizmet eder.

Modern anayasal devletin kökleri Aydınlanma felsefesidir, bu nedenle anayasal fikirlerin bir ilk adimi 18. yüzyılda Fransız Devrimi ile ortaya çıkmıştır.

Hukukun üstünlüğü esas olarak 4 ilke içerir:

· temel haklar

· güçler ayrılığı

· Hükümetin eyleminin öngörülebilirliği

· güvenlik mekanizmaları

Temel haklar:
Bireyin temel ve özgürlüğü ya da insan hakları vardır; bu hibe verilmemesi veya ihlali, bireyin iddialarını uygulamak için arayabileceği bağımsız bir organ tarafından izlenir. Bu temel haklar her vatandaş için eşit derecede mevcuttur. Bu bağlamda, kanun önünde eşitlikten de bahsedilmektedir.

Güçler ayrılığı:
Güçler ayrılığı, devlet, mevzuat, idare ve yargı yetkilerinin ayrılmasıdır. Devlet iktidarı, yasama (yasama organları), yürütme (devlet iktidarını yürüten organlar) ve yargı (yargı organları) arasında bölünür.

Hükümetin eyleminin öngörülebilirliği:

Anayasal bir devlette, yasal sistem ilgili vatandaşın yasaya uygun hareket etmesini sağlayacak veya uygulanabilir talepler sağlayacak şekilde formüle edilmiştir. Bu, hükümet eylemini öngörülebilir ve öngörülebilir kılar.
Aşağıdaki ilkeler özellikle önemlidir:

· Kanunluluk: Devletin eylemi herhangi bir kanuna aykırı olmamalıdır.

· Orantılılık: devlet tarafından alınan her önlem uygun, gerekli ve orantılı olmalıdır.

· Geleneksel koşullar değiştiğinde geçiş ve ayar düzenlemeleri.

Güvenlik mekanizmaları ( kontroller ve dengeler):
Üç devlet organı birbirlerini sürekli kontrol eder, böylece ilgili güçler kötüye kullanılmaz. Devlet makamlarından biri etki alanını genişletmeye veya başka bir alana müdahale etmeye çalışırsa, diğer iki devlet organı kendi çıkarlarını savunmak ve dengeyi sağlamak için uygun güvenlik mekanizmalarını kullanabilir.

Veröffentlicht unter Cağdaş paylaşım, Genel | Kommentare deaktiviert für Hukukun Üstünlüğü

Çocuk Hakları Sözleşmesi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde benimsenen sözleşme 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye de dahil olmak üzere yaklaşık 142 ülke sözleşmeyi imzalamış ya da onay ve katılma yoluyla taraf devlet durumuna gelmiştir. Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 2 Ekim 1995′te uygulamaya başlamıştır. Sözleşmeyle çocuk haklarının korunması amaçlanmış ve taraf devletlerin sözleşme maddelerine kesinlikle uymaları gerektiği hükme bağlanmıştır. Çocuk Hakları Sözleşmesi 42 maddedir. ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ MADDELERİ

Madde 1: 18 yaşına kadar her insan çocuktur.

Madde 2: Hakların hepsi ayrım yapılmaksızın tüm çocuklar için geçerlidir.

Madde 3: Çocukları ilgilendiren bütün girişimlerde “Çocuğun Yüksek Yararı” temel düşüncedir. Madde

4: Devlet, bu sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla tüm imkanları kullanmalıdır. Madde

5: Devlet, anne babaların çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi yönünde uygun biçimde yönlendiricilik yapma hak ve sorumluluğuna saygı gösterir.

Madde 6: Her çocuk temel yaşama hakkına sahiptir. Devlet, yaşama hakkını güvence altına almak ve geliştirmekle yükümlüdür.

Madde 7: Çocuk, doğuştan itibaren bir isim alma, vatandaşlık edinme, anne-babasını tanıyıp bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahiptir.

Madde 8: Devlet, çocuğun tabiiyetine, isim ve aile bağlarına saygı göstermek ve bunları korumakla yükümlüdür.

Madde 9: Çocuk kendi anne babasıyla yaşama hakkına sahiptir; herhangi bir ayrılık durumunda ayrıldığı kişilerle temas çocuğun hakkıdır.

Madde 10: Ayrı ülkelerde yaşayan anne baba ve çocukların birlikte yaşamaları için her türlü kolaylık gösterilir.

Madde 11: Devlet, çocukların ülke dışına kaçırılıp, alıkonulması ile mücadele için önlemler alır. Madde

12: Her çocuk kendisini ilgilendiren herhangi bir konu ya da işlem sırasında, görüşlerini serbestçe ifade etme, görüşlerinin dikkate alınmasını isteme ve katılma hakkına sahiptir.

Madde 13: Çocuk, isteklerini ve düşüncelerini seçtiği bir yolla özgürce açıklama hakkına sahiptir.

Madde 14: Devlet, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlüğü haklarına, anne babanın uygun yol göstericiliğine bağlı olarak saygı gösterir.

Madde 15: Çocuklar, başkalarıyla bir araya gelme, dernek kurma ve kurulu derneklere katılma hakkına sahiptirler.

Madde 16: Çocuklar onurlu ve saygın birer insandır. Hiç kimse onların onurlarını kıramaz, onları küçük düşüremez. Yaşadığı konut ve kurumdaki özel yaşantısına karışamaz.

Madde 17: Devlet, çocuğun toplumsal, ruhsal, ahlaki, bedensel ve zihinsel gelişimi için ulusal ve uluslararası her türlü kaynaktan bilgi ve belge edinmesini ve bunları yaymasını destekler. Çocuğun bir azınlık gruba ya da yerli bir halka üye oluşundan doğan dil gereksinimlerinin karşılanması için kitle iletişim araçlarını teşvik eder.
** Türkiye’nin çekince koyduğu maddedir

Madde 18: Devlet, çocuğun yetiştirilmesinden sorumlu olanlara gerekli desteği verir.

Madde 19: Çocuğun yetiştirilmesinden sorumlu olanlar, haklarını çocuklara zarar verecek şekilde kullanmazlar.

Madde 20: Devlet, uygun aile ortamından yoksun çocuğu özel olarak korumak ve bu amaçla çocuğun kültürel kimliğine saygı gösterecek uygun çözümler bularak bakımını sağlamakla yükümlüdür.

Madde 21: Çocuğun evlat edinilmesi, çocuğun yüksek yararı göz önüne alınarak gerçekleştirilir.

Madde 22: Devlet, mülteci çocuklara özel koruma ve yardım sağlamakla yükümlüdür.

Madde 23: Engelli çocuklar, devlet tarafından özel olarak korunurlar, kendilerine yeten birer insan olmaları için bakımları, eğitimleri ve iş bulmaları sağlanır.

Madde 24: Devlet, her çocuğun sağlığını güvence altına almakla yükümlüdür.

Madde 25: Devlet, çocuklarla ilgili her türlü kurumun çocuk haklarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi ile yükümlüdür.

Madde 26: Her çocuk, sosyal sigorta dahil, sağlık, bakım ve eğitim imkanlarından yararlanma hakkına sahiptir.

Madde 27: Her çocuk, fiziksel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişmesi açısından yeterli yaşam standardına ulaşma hakkına sahiptir. Çocuğun yeterli yaşam standardına sahip olmasını sağlamak, en başta anne babaların sorumluluğudur. Devlet, gerekirse anne babalara maddi yardımı da kapsayan her türlü imkanı sağlamakla yükümlüdür.

Madde 28: Çocuk, eğitim hakkına sahiptir. Devletin görevi, ilköğretimin zorunlu ve parasız olmasını sağlamak, her çocuğu yararlanabileceği çeşitli orta ve yüksek eğitim imkanlarına kavuşturmaktır. Okul disiplini, çocuğun haklarına ve saygınlığına uyumlu olmalıdır.

Madde 29: Her çocuk, cinsler, dinler, ırklar ve etnik kökenler arası eşitlik, barış ve hoşgörü anlayışı ile insan haklarına ve temel özgürlüklere, farklı kültür ve değerlere saygılı bir eğitim görme hakkına sahiptir.
** Türkiye’nin çekince koyduğu maddedir

Madde 30: Bir azınlık grubuna ya da yerel halka üye bir çocuk, bu topluluğun üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ile kendi dilini kullanma hakkına sahiptir.
** Türkiye’nin çekince koyduğu maddedir

Madde 31: Çocuk, dinlenme, boş zaman değerlendirme, oyun oynama, kültürel ve sanatsal etkinliklere katılma hakkına sahiptir.

Madde 32: Çocuk, sağlığına, eğitimine ve gelişmesine zarar verecek her türlü işe karşı korunma hakkına sahiptir. Devlet, işe kabul için yaş sınırı tespit etmek ve uygun çalışma koşullarını düzenlemek zorundadır.

Madde 33: Devlet, çocukları; bağımlılık yaratan zararlı maddelerin kullanımından, üretimine ve kaçakçılığına alet olmaktan korumalıdır.

Madde 34: Devlet, fuhuş ve pornografi dahil, cinsel sömürü ve kötüye kullanımdan korumakla ve bu amaçla gereken her türlü önlemi almakla yükümlüdür.

Madde 35: Çocukların satışa, kaçırmaya ve fuhuşa konu olmalarını önlemek üzere her tür çabayı göstermek devletin görevidir. Madde 36: Taraf devletler, çocuğu esenliğine zarar verebilecek başka her türlü sömürüye karşı korurlar.

Madde 37: Hiçbir çocuk, işkenceye, zalimce davranışlara ya da cezaya, yasa dışı tutuklamaya tabi tutulamayacak ve keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılamayacaktır.

Madde 38: Devlet, 15 yaşından küçük hiçbir çocuğu askere alamaz ve çocukların savaştan korunmaları için her türlü önlemi alır.

Madde 39: Devlet; ihmal, sömürü, işkence, her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele, ceza uygulaması ya da savaş nedeniyle mağdur olan çocukların sağlıklarına yeniden kavuşturulmaları ve toplumla bütünleşmelerini sağlama amacı ile uygun önlemler almakla yükümlüdür.

Madde 40: Ceza yasasını ihlal ettiği öne sürülen ve bu nedenle suçlanan ya da yasayı ihlal ettiği kabul edilen her çocuk saygınlık ve değer anlayışını geliştiren, yaş durumunu gözeten ve toplumla yeniden bütünleşmesini hedefleyen tarzda muamele görme hakkına sahiptir. Devlet, çocuğa temel güvencelerin yanı sıra, kendini savunması için her türlü yardımı ve konunun adil bir duruşma ile gecikmeksizin karara bağlanmasını sağlayacaktır.

Madde 41: Eğer devletin yürürlükteki yasa hükümleri, çocuk haklarının gerçekleştirilmesi bakımından bu sözleşmede yer alanlardan daha üstün standartlara sahipse, o hükümler geçerli olacaktır.

Madde 42: Devletin bu sözleşmede yer alan hakların, uygun ve etkili araçlarla yetişkinler ve çocuklar tarafından yaygın biçimde bilinmesini sağlama yükümlülüğü vardır NOT: Çocuk Hakları Sözleşmesi 54 maddeden oluşmaktadır. Sözleşmenin bundan sonra 54’e kadar devam eden maddeleri, sözleşmenin devletler tarafından nasıl imzalanacağı, onaylanacağı ve yürütüleceği ile ilgilidir.

Veröffentlicht unter Cağdaş paylaşım, Genel | Kommentare deaktiviert für Çocuk Hakları Sözleşmesi

Cagdas degerler Cagdas yasam

Çağdaş yaşam Değerleri, Muasır Medeniyetler Değerleri
Hazirlayan: Mustafa Akdenizli

Bu değerler şunlardır:
-Yaşam hakkı – Barış hakkı – Yurtta barış, dünyada barış
-Hümanist düşünce
-Rasyonellik
-Laiklik
-Hukuk devleti
-Demokrasi
-Uluslararası insan hakları
-Uluslararası çocuk hakları
-Cinsellık tercihi
-Çevre Bilinci

1) Yaşam hakkı – Barış hakkı
Yurtta barış, dünyada barış
(M.K.Atatürk 20. April 1931)

2) Hümanist düşünce
Hümanizme göre doğruyu bulmak insanın bir yetisidir.
Fakat doğruyu bulma yönteminde gizemcilik, mistisizm, gelenek ve bunlar gibi genel geçer kanıtlarla ve mantıkla bütünleşmeyen yöntemler izlenemez.
Gerçeğe duyulan bu arzu, gözü kapalı kabullenimlerle değil, bilimsel şüphecilik ve bilimsel yöntemle doyurulmalıdır.
Otoriteyi ve aşırı şüpheciliği de reddederken, kaderin olaylar üzerindeki etkisini kabul etmez.
Doğrunun ve yanlışın bilgisine kişisel ve ortak bilincin en doğru biçimde algılanmasıyla ulaşılabileceğini savunur. Bunun yanı sıra, humanizm insanın tüm diğer canlı türlerinden daha özel olduğu düşüncesini reddeder. Hümanist filozof Peter Singer “Birçok istisna olmasına rağmen, hümanistlerin çoğu kendilerini en büyük dogmadan özgürleştiremiyor… önyargılı türcülük… Hümanistler diğer canlı türlerine karşı düşüncesizce istismarlara karşı durmalıdır.” diyerek hümanizmin doğalcılığını ve hayvanseverliğini belirtir. Bizim diğer canlıların üzerinde tanrı vergisi bir hüküm hakkımız olmadığını ekler. Hümanizm insanın kapasitesine iyimser yaklaşır, bunun yanı sıra insan doğasının tümüyle iyi ya da tüm insanların hümanizmin savunduğu ussalcı ve manevi değerlere ulaşabileceğini savunmaz. Bu hedef birey için azim ve diğerlerinin yardımını gerektirir. İnsanın gelişimidir hümanizmin ereği, bütün insanlar için hayatı daha iyi yapmak. Hümanizm güzel şeyler yapmaya, şimdi ve burada iyi yaşamaya ve geleceğe daha iyi bir dünya bırakmaya yoğunlaşır Kul olma << karşıtı >> Birey olma Düsüncenin merkezinde Tanri vardir<< karşıtı >> Düsüncenin merkezinde Insan vardir.

3) Rasyonellik
Buna göre, hem gerçekliğin hem de doğruluğun ölçütü rasyonalitede yani ustadır. İlk olarak rasyonellik, önsel bilginin ( a priori ) kesin güvenilirliği üstüne kurulmuş bir eğilimdir. Bu felsefi öğretinin dayandığı epistemolojiye göre bilgi, temelden ya da yalnızca akıldan gelir . Hem bilginin hem de yaşamın kurucu ilkesi akıl olmalıdır, der bu yaklaşım. Duyusal deneyimi ikincil kılar ve dahası önemsizleştirir. Deneyciliğe ( amprisizm ) karşı, gerçek bilginin deney-dışı bir yapıya sahip olduğunu ve akla dayandığını ileri sürer. Tümdengelimli düşünce yöntemine dayanır.

4) Laiklik
Laiklik, devlet kuruluşlarıyla dini kuruluşların yasayla ayrılmasını ve politikayla dinin, devletle kilisenin ayrılmasını ifade eder. Laik insan, dindar insanın tersine, dinini sadece daha çok özel yaşamında uygulayan ve “tanrısal politikayı” “dünya politikası” ile ayırmayı bilmesiyle kendini gösterir. Laik insan, dindar insanın tersine, insanların kanunlarına riayet etmesi ve dini sadece kişisel ve özeş gelişim aracı olarak görmesiyle kendini gösterir. Laik insan, dindar insanın tersine, “Tanrıdan” veya din adamlarından kaynaklanan hiçbir kanuna uymak veya dini mercilerin cezalarından korkmak zorunda olmamasıyla kendini gösterir. Laik insan, insanların yaptığı devletinin kanunlarıyla bağlıdır. Dini kurallara uymak isteyip istememesi kişisel özgürlüğü kapsamındadır.

5) Hukuk devleti
Hukuk devleti temel olarak 4 ilkeyi içerir:

• Temel haklar
• Güçler ayrılığı
• Devlet işlerinin öngörülebilirliği
• Güvenlik mekanizmaları

Temel haklar:
Bireyin temel özgürlük veya insan hakları vardır ve bu haklara uyulmaması veya zedelenmesi bireyin başvurarak göreve çağırabileceği, bağımsız bir makam tarafından gözetilir. Bu temel haklar fark olmadan her vatandaşa eşit uygulanır. Buna kanunlar önünde eşitlik de denir.

Güçler ayrılığı:
Güçler ayrılığı denince devletin yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılması anlaşılır. Buna uygun olarak devlet gücü yasama (kanun yapan organlar), yürütme (devlet gücünü uygulayan organlar) ve yargı (yargılayan organlar) olarak ayrılır.

Devlet işlerinin öngörülebilirliği:
Bir hukuk devletinde hukuk düzeni içerik olarak her vatandaşa yasalara uygun davranışı mümkün kılacak veya uygulanabilir talep hakkı verecek şekilde formüle edilir. Böylece devlet işleri öngörülebilir ve kestirilebilir. Bu sırada aşağıdaki ilkeler özellikle önemlidir: Yasallık: Devlet işleri yasalara aykırı olmamalıdır. Orantılılık: Devlet tarafından alınan her önlem uygun, gerekli ve makul olmalıdır. Geleneksel durumların değiştirilmesinde geçiş ve uyum kuralları.

Güvenlik mekanizmaları (kontroller ve dengeler):

Güçlerin kötüye kullanımının söz konusu olmaması için devletin üç organı birbirlerini sürekli kontrol eder. Devlet güçlerinin biri güç alanını genişletmeye veya diğerlerinin alanına girmeye çalışırsa, diğer iki devlet organı kendi menfaatlerini savunmak ve dengeyi tekrar kurmak amacıyla tekrar uygun güvenlik mekanizmalarına başvurabilirler. Hukuk devleti, bireyin özgürlüğünü güvenceye almak amacıyla anayasal güçleri hukukla bağlı olan ve özellikle davranışlarında hukukla sınırlandırılmış olan bir devlettir.

6) Demokrasi
“Demokrasi” sözcüğü eski Yunan sözcüklerin “demos” (halk) ve “kratein’den” (yönetmek) oluşmuştur. Buna göre demokrasi, egemenliğin halkın isteğine göre verildiği ve yönetenlerin halka karşı sorumlu olduğu bir politik düzenin tarifidir. Bir demokrasinin karşılaması gereken temel standartlar: Demokrasi, sadece fiili egemenlik halka dayanıyorsa ve halkın belirlediği temsilciler serbest seçimlerle yeniden seçiliyorsa bir demokrasidir. Demokratik bir yönetimin karşılaması gereken temel standartlar: Serbest seçimler: Demokraside yönetim düzenli aralıklarla, serbest, gizli, hilesiz ve genel halk seçimleriyle seçilir. Halk veya temsilcileri tarafından oylanarak tekrar görevden de alınabilir. Ayrıca yönetim halk veya temsilcileri tarafından kontrol de edilir. Demokratik Anayasa: Ayrıca yönetim hukuk devleti (yani işlemleri Anayasaya ve yasalara uygun olmalıdır) ve çoğunluk ilkesi (yani işlemler çoğunluğun isteklerine uygun olmalıdır) üzerine kurulmuştur. Muhalefet olması: Demokrasinin başka bir merkezi alameti yüksek düşünce özgürlüğü ve çeşitliliğiyle muhalefetin varlığıdır. İki farklı görüşü temsil eden ve birbirlerine demokratik oyun kurallarını dikkate alarak davranan en az iki parti. Demokratik bir seçimin karşılaması gereken temel standartlar: Eşitlik: Her seçmen seçimlere ve oylamalara katılabilmelidir ve bir oya sahiptir. Özgürlük: Zorlama yapılamaz. Zorlamanın önlenmesi için seçimler sık sık gizli yapılır. Pasif seçim hakkı: Seçim hakkı olan herkes kişisel tercihiyle aday olabilir. Alternatifler: Gerçek bir tercih sadece çok sayıda alternatif varsa yapılabilir. Sonuç: Kazanan, en fazla oyu toplayan (çoğunluk ilkesi) veya demokratik oyun kurallarına göre Anayasa uyarınca kazandığı açıklanandır. Neler demokrasi değildir? Aşağıdaki durumlarda demokrasiden söz edilemez. Bir diktatörün diktatörlüğü veya zorba yönetimi politik bir partiyi veya başka bir grubu yönetiyorsa. Örneğin askeri, proletarya veya teokrasi diktatörlüğünde. Yöneticinin kim olacağını yönetici belirliyorsa. Düzenli aralıklarla serbest seçimler yoksa. Muhalefet, sesini duyurabileceği medya erişimine sahip değilse. Basın özgür haber yapamıyorsa. İnsanların aktif veya pasif seçim hakkı keyfi bir şekilde elinden alınıyorsa. Sadece bir parti varsa. Devlet laik bir hukuk devleti değilse, örneğin düşünce özgürlüğü vs. yoksa. Bir demokrasi sadece kendisinden önce hüküm süren politik güç sistemi tamamen dönüştüğünde tam olarak işleyebilir. İşleyen demokrasili bir devlet şeklini oturtmak çok zordur. Çok kolay tekrar kaybolabilir ve yukarıda tarif edilen sözde demokratik şekillere evrilebilir. Demokrasi ve katılım Vatandaş girişimi demokrasinin temel ögeleri arasındadır. Topluluğa katılım ve topluluk oluşturma imkanları da aynı şekilde girişim ilkesi ve girişimde bulunan insanın önemli bir güdüsüdür. Yaşayan bir demokrasi insanların, Avrupa Birliğine kadar toplumun her düzeyinde politik karar süreçlerini oluşturmaya katkıda bulunduğu, toplumsal sorgulamalara katılabildiği ve girişimleriyle demokratik toplumu güçlendirdiği aktif bir vatandaş topluluğuna ihtiyaç duyar. Bu katılımın kapsamında toplumsal kuruluşlara ve okullar ve kreşler gibi kamu kurumlarına katılım da bulunmaktadır.

7) İnsan Hakları 10 Aralık 1948 Genel insan hakları insan gelişiminin en büyük başarısıdır, çünkü aynı haklar ilk defa dünya çapında tüm insanlar için geçerli olmuştur!

İnsan hakları aşağıdaki üç temeli esas alır:
Özgürlük:
Tüm insanlar insan haklarıyla korunabilecek düşünce, vicdan, din, basın ve düşünce özgürlüğüne sahiptir.
Eşitlik:
Tüm insanlar kanun önünde eşittir ve ayrım olmadan aynı korunma hakkına sahiptir. Yani ırk, ten rengi, cinsiyet, dil, din, politik veya başka bir görüş, milli veya sosyal köken, servet, doğum veya başka bir durum nedeniyle ayrım yapılamaz. Herkes tüm ayrımcılık türlerine karşı aynı şekilde korunur. Erkekle kadının haklarının eşit olması sağlanır.
Dayanışma:
Tüm insanlar, insan hakları sisteminin ayrılmaz bir parçası olan, sosyal güvenlik, eşit ücret, uygun yaşam standardı, sağlık ve eğitime erişim hakkı gibi ekonomik ve sosyal haklara da sahiptir. Politik, vatandaşlık, ekonomik, sosyal ve kültürel insan hakları birbirinden farklı olacaktır. İnsan hakları sadece, başkalarının haklarının ve hürriyetlerinin gereğince tanınması ve bunlara saygı gösterilmesi amacıyla ve ancak demokratik bir cemiyette ahlâkın, kamu düzeninin ve genel refahın haklı icaplarını yerine getirmek maksadıyla kanunla belirlenmiş sınırlamalara tabi tutulabilir. (Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi Madde 29). İşbu beyannamenin hiçbir hükmü, herhangi bir devlete, zümreye ya da ferde, bu Beyannamede ilan olunan hak ve hürriyetleri yoketmeye yönelik bir faaliyete girişme ya da eylemde bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz (Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi Madde 30). Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi (30 madde) http://www.un.org/depts/german/menschenrechte/aemr.pdf

8) Çocuk Hakları (UNICEF), 20 Kasım 1989 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Konvansiyonu / Federal Almanya Anayasası Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Konvansiyonu ile (Genel Kurulun 20. Kasım 1989 tarihli 44/25 no.lu kararı), çocuk hakları, kesin bir şekilde insan hakları seviyesinde değerlendirilip, milletler hukukunda kalıcı olarak tanımlanmıştır. Çocuk hakları konvansiyonu 18 yaşından küçük tüm çocuklar için geçerlidir. İçerdiği 54 madde ile çocuk dostu bir toplum için dünya çapında geçerli standartları ve bu hakları uygulamak için devlet ve toplumun görevlerini açıklar. Çocukların korunması, geliştirilmesi, ve katılımı, yaşamın ve toplumun her sahası içinde önceliği olmalıdır.

9) İnsan hakları olarak cinsellikte kendi kaderini tayin etme. Yasal eşitlik. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı, 21. Madde üzerinden (ayrımcılık yasağı) cinsel yönelim temelli ayrımcılığı yasaklamaktadır. Özellikle cinsiyet, ırk, renk, etnik ya da sosyal köken, genetik özellikler, dil, din ya da dünya görüşü, siyasi ya da diğer görüşler, bir azınlığa aidiyet, mülkiyet, doğum engellilik, yaşlılık veya cinsel yönelim konusunda ayrımcılık yasaktı

10) Insan haklerı olarak saglıklı bir çevre zorunludur
Karar tasarısı Birleşmiş Milletler Çevre komisyonunda olup 2022 de oylanacaktır. Kamuoyu oluşturma yaşamsaldır  

Veröffentlicht unter Cağdaş Değerler | Verschlagwortet mit , , , , | Kommentare deaktiviert für Cagdas degerler Cagdas yasam